Röportajlar

21. YÜZYILDA ÜNİVERSİTE VE KARİYER HAZIRLIĞI

Çocuklar, öğrenim yaşantıları boyunca üniversitede hangi mesleği seçeceklerini düşünürler. ‘Büyüyünce ne olmak istiyorsun?’ sorusu çocukken hepimize sorulmuştur. Günümüzde bu soru hala çocuklara sorulmaktadır. 21. Yüzyılda değişen yeterliliklerle birlikte bu sorunun gelecekte neye evrileceği ile ilgili çeşitli görüşler mevcut. Görüşlerdeki ortak nokta ise gittikçe değişen dünyada gelecekte hangi mesleklerin olacağı, ne gibi yeterliliklerin çocukları geleceğe taşıyacağı ve gençlerin kariyer planlarını eskiye göre daha zor yapmaları ile ilgilidir.

Gençlerin geleceğe hazırlanırken bir takım yeterliliklerle birlikte diploma almaları gerektiğini artık biliyoruz. Eskiden kariyer planlamasını sadece diploma hedefleyerek yapmak yeterli görülürken, şimdilerde meslek  seçimi için sistemli bir şekilde plan yapmak gerekli. Gençlerin geleceğe yönelik kaygılarını azaltacak planlamaların yapılması, onların başarılı bir şekilde meslek seçmelerini sağlayabilir. Gerek okullarda gerekse özel sektörde onlara rehberlik yapacak uzmanların varlığı, onların kendilerine en uygun kariyer planı yapmalarına yardımcı olabilir. Doğru yapılmış bir kariyer planı ve üniversite hazırlığı hem gençleri gelecekte mutlu edecek hem de onların iş hayatında başarılı olmalarını sağlayacaktır. Bu anlamda 21. yüzyıl yeterliliklerinin kariyer basamaklarını planlarken gençler üzerindeki etkisini, üniversiteye yüklenen anlamın farklılaşmasını ve konuyla ilgili merak edilen ayrıntıları Takım, Yönetici ve Kariyer Koçu Serkut Kızanlıklı ile konuştuk.

IMG_5678 (1).jpg

  1. 21. Yüzyılda dijital bir çağda yaşayan ve teknolojinin hayatlarına tamamen egemen olduğu öğrencilerin üniversiteden beklentileri neler olmalıdır?

 Bu sorunun cevabı üniversite ve bölüme göre, öğrencilerin ders alacakları hocaya göre çok farklılık gösterecektir. Artık ‘Şu üniversite iyidir, bu üniversite de imkanlar kısıtlıdır.’ gibi bahaneler gücünü kaybediyor. Günümüz dünyasında öğrenciler üniversiteye bir beklenti ile giriyorlarsa, hata burada başlıyor. Şu anda eğitimden öğrenime bir geçiş yaşıyoruz. Pisa sonuçları ortada. Artık yetkinlikler yarışıyor.  Eskiden gittiğiniz üniversite planladığınız kariyerinizde gerçekten önemliydi. Üniversite o kadar önemliydi ki, üniversitenin adına şehrine göre  “bilgili” olabiliyordunuz. Bilgi sadece üniversitede ve oradaki hocalardaydı. Artık bilgi her yerde. Dolayısıyla öğrencilerin bu beklentiyi biraz daha evrim geçirerek düşünmeleri gerekiyor. Öğrencilerin beklentiyi üniversiteye değil, kendilerine yüklemeleri gerekiyor ve “Ben bu üniversiteden ne alabilirim?” demeleri gerekiyor. Artık üniversitede okumadan uzaktan öğrenmeyle, deneyimleyerek yetkinlik kazanma ile büyük işler başaran birçok insan var. Artık insanlar bilgiyi, yetkinliği evinden dışarı bile çıkmadan kursları takip ederek tamamlıyor. Biliyorsunuz ki çağımız yetkinlik çağı. Bilgiye ulaşmak kolay ve bilgiyi beceriye dönüştürme kısmını da halledip, her ikisini de davranışa dönüştürerek sürekli hale getirmemiz gerekiyor. Aksi takdirde bilgi davranışa dönüşmezse bir anlam ifade etmez. İşte bütün bunların özelinde üniversiteden bir beklenti oluşturmaktan çok kişi, kendisine bir beklenti yüklemeye başlamalı.

  1. Öğrencilerin yeniçağda üniversiteye hazır olma yetkinlikleri nelerdir? Üniversitede onları başarılı kılacak veya olumsuz diye niteleyebileceğimiz kariyer gelişimine ket vuracak özellikler neler olabilir? 

Üniversiteye hazır olma halen ülkemizde sınav ile ölçüldüğü için, bu sorunun cevabı yine sınavdan geçiyor. Ancak üniversite tek çözüm olmaktan çıkıyor. Dolayısıyla  hayatı bilgisayar başında, cep telefonunda, youtube veya farklı sosyal mecralarda geçen, günde yüzbinlerce uyarıcıya maruz kalmış bir bireyin, biz Z kuşağının 3 – 3,5 saat  dikkatini dağıtmadan soru çözmesini beklemek bizi yeniçağdan uzaklaştırıyor. Sınav sistemlerimizin, eğitim sistemlerimizin bu anlayışta farklılaşması ve yetkinlik kazandıran bir şekle dönüşmesi gerekiyor. Üniversiteye girmek sınavla oluyorsa öğrencinin dikkat, sınav kaygısı, hızlı okuma gibi bazı yeteneklerine yoğunlaşması gerekebilir ki, beynindeki bilgiyi kontrol altında tutabilmeyi öğrenebilsin. Üniversiteye girdiğinde ise süreç çok farklı olacak. Artık orada da yarış, kariyer hedefine doğru değişecek. Bu aşamada öğrencinin nasıl bir kariyer çizeceği oldukça önem arz ediyor. Derslere göre mi öğrencinin değerlerine göre mi? Bugün okul öncesi çağda olan çocuklar üniversite yaşlarına geldiklerinde çok farklı bir sistem ile karşı karşıya kalacaklar. Belki dil öğrenmeye bile gerek kalmayacak, anlık çeviri yapan sistemler fazlasıyla sorunları çözmeye başladı bile. Prof. Dr. Erhan Erkut’un dediği gibi “Artık robotların yapamayacağı işleri bulup ona yönelik hazırlanmamız gerekiyor. Geç bile kaldık”

  1. Öğrenciler üniversiteye başlamadan önce iş yaşantısıyla tanışmalılar mı? Öğrencilerin iş yaşantısıyla karşılaşıp karşılaşmamaları sizce gelecekteki meslek başarılarını etkiler mi?

 Bu sorunun bendeki cevabı kesinlikle “Evet!”. Günümüz velileri çocuklarını o kadar halk tabiriyle “el bebek, gül bebek” yetiştiriyorlar ki, çocuk her zaman anne-babası tarafından sorunlarına çözüm bulunacağını, sehpaya çarptığında sehpaya kızmak gibi birilerinin suçu sürekli başkalarına atacağını bekliyorlar. O yüzden de kendi sorunlarının üzerine gidemeyen, gitmek istemeyen bireyler yetişmeye başlıyor. Çocuklar en ufak problem ile karşılaştıklarında kaçmak daha kolay geliyor. İş disiplini, zor kazanmak, sorumluluk almak gibi konulara hakim olamıyorlar. Bu konuda okunmasını tavsiye ettiğim,  Prof. Dr. Acar Baltaş’ın konuşmaları, röportajları ve makaleleri var. Çocukluk ve gençlik zamanındaki deneyimleri o kadar değerli hale geliyor ki, profesyonel iş yaşamında milyarlar verseler dahi elde edemeyecekleri yetkinlikleri çocukken mutfağında öğrenmiş oluyorlar. Yetişkin olunduğunda kişisel özelliklerimiz oturduğu için değiştirmek daha da zorlaşıyor. Bundan dolayı erken yaşlarda iş tecrübesinin, önemli olduğunu bilmek gerekiyor. Önümüzdeki dönemin yetkinliklerini üniversitede okulda  içinde bulunduğumuz eğitim döngüsü içerisinde kazanmak mümkün değil. Dolayısıyla bunu mutfağından kazanmış olarak iş dünyasına getirmemiz gerekiyor.

  1. Çağımızda kariyer planlama nasıl olmalıdır?

Çağımızda kariyer planlaması bir seferde yapılmamalı; süreç içerisinde gözden geçirilmeli, kendimizi tanımak ile başlamalı, değer odaklı olmalı ve kişi tarafından yapılmalıdır. Ülkemizdeki en büyük problem son kısımdan başlıyor. Üniversite ve lise öğrencilerine birçok konuşma yapıp, eğitime katılmışımdır. Bu etkinliklerde öğrencilere sorarım; “Özgeçmişiniz hazır mı?”, “Gelecek planınız  var mı?” vs. Çoğu zaman yanıt alamam. Geldiği şehirden, okuduğu üniversiteden memnun olmayan büyük bir kitle var. Bundan dolayı lisede yapılacak rehberlik çalışmalarına, hatta ilkokul döneminden yapılacak rehberlik çalışmalarına ihtiyaç var.  Bu rehberlik çalışmaları sadece yapılan psikolojik testler üzerinden değil, sektörün nereye gittiği, ne gibi çalışmaların iş dünyasında bulunduğunu göstermesinin yanı sıra öğrencileri yönlendiren değil, onlara ufuk açan ve her başarılı işin her bireye uygun olamayacağını görebilen profesyonel bir alan haline gelmesi gerekmektedir. Mühendis olarak yönlendirilen bir öğrencinin nelerle karşılaşacağına dair rehberlik servisinin bilgisi yoksa, belki de öğrenciye zarar veriliyordur.

  1. Staj ve çıraklık programları nasıl yapılanmalıdır?

 Staj süresi üniversiteli öğrenciler için zor bir süreç. Devletin ilgili mekanizmaları tarafından yapılandırılmış bir şekilde düzenlenmesi gerektiğine inanıyorum. Staja giden öğrencilere de evrak getir, götür, fotokopi çek gibi işlerden ziyade gerçek anlamda kazanım sağlayacak sorumluluklar verilmesi kurumları da ayağa kaldıracak hamlelerden olacaktır. Taze beyinler, taze bilgilerle geliyor. Söyleyecekleri bilgiler yanlış da olsa, kurumlarına farklı bir bakış açısı kazandıracaktır. Belki de yapılanların o şekilde görülebildiğini de görmemize imkan verecektir.  Kalifiyeli ara eleman yetiştiren programlar oldukça fazla. Yapılandırılmış ve sektörün ihtiyaçlarını karşılayan mesleki eğitim sistemlerinin verimi kısa sürede toplanır. Sadece sanayi 4.0 mantığı ile değil, tüm aşamaları ile meslek lisesinin sektör ihtiyaçlarına yönelik olması gerekmektedir. Bir öğrenci için çıraklık, staj sektörünü göreceği ilk sahneler olacaktır. İlk iş deneyimini öğrencinin de verimli geçirmesi, çalıştıkları şirketin ve pozisyonun her aşamasını ast-üst çalışma alanlarını da tanıması gerekir ki, yarın altında ve üstünde çalışanların da beklentilerini görebilsin, buna göre gerekli hazırlıklarını da yapabilsin.

  1. Kariyer hazırlığı yaparken ne gibi aktiviteler ve uygulamalarla süreç desteklenmelidir? ( Fuarlar, kariyer günleri gibi…)

 Üniversiteye giren her öğrenci bir şekilde mezun olur, olacaktır da. Önemli olan mezun olurken kendisini ne kadar kuvvetlendirdiğidir. Bu sadece akademik açıdan değil, beceriler ve yetkinlikler açısından da olukça önemlidir. Örneğin; A üniversitesinin endüstri mühendisliği bölümünden mezun olduğumuzu düşünelim. Benim gibi aynı anda mezun olan yüzlerce arkadaşım var. Hepimizin elinde bir A4 kâğıdı büyüklüğünde aynı diploma ve şuna benzer bir cümle yazıyor:  ‘Endüstri Mühendisi unvanıyla bu diplomayı almaya hak kazanmıştır.’ Başka bir planım yoksa iş aramaya başlayacağım ve yine  yüksek ihtimalle aynı diplomayı alan meslektaşlarımla benzer işlere başvuracağız. Peki, benim arkadaşlarımdan farkım ne? Meslektaşlarımla aynı işe başvurduğumda birbirimize rakip olacaksak, beni hangi özelliklerime göre seçecekler? Üniversitede B dersini ne kadar iyi yaptığım, testi hızlı çözüp çözmediğime bakmıyorlar; iletişim, işbirlikçi yaklaşım, problem çözme, takım çalışması, liderlik gibi özelliklerimi görmek istiyorlar. Zaten bir iş ilanında üstte yazılan özellikler aynı bölümden mezun olan herkeste bulunuyor, farklı özellikleri düşünmek gerekiyor. Benden sadece endüstri mühendisi olmamı değil takım lideri olan bir mühendis olmamı isteyecekler. Bu özelliği ve çalıştığım sektörün nasıl geliştiğini nereden edinebilirim? Tabii ki etrafımdaki sosyal etkinlikleri takip ederek, gönüllü aktivitelere katılarak, sosyal topluluklara girerek, kariyer günlerinde herkesi dinleyerek kendimi donanımlı tutabilirim. Hiç bilmediğim sektörlerde benim için iş fırsatları var mı? Yaz üniversiteleri, kariyer kampları derslerde gençlerin öğrenemeyeceği yetkinlikleri kazanmalarına imkân sağlayan fırsatlar olarak karşılarına çıkıyor. Gençlerin de bu fırsatları iyi değerlendirmeleri gerekiyor.

Okulda birbiri ile yarışmış, liseye giriş vb sınavlarda, üniversite sınavlarında hep birbiri ile yarışmış ve bireyselliğin bu anlamda tavan yaptığı bireylere işe girdiklerinin ertesi günü birisi gelecek ve “siz artık bir takımsınız!” diyecek, buna hazır olmaları gerekiyor. Ama bu sihirli bir değnek ile ertesi gün olacak bir şey değil. Hayatı boyunca paylaşmayan birey, iş yaşamında mutsuz olmaya başlıyor. Dolayısı ile bu tür “önemli yetenekler”e hazırlıklı olmaları lazım. Kural bu şekilde ilerliyor.  Darwin “hayatta kalabilenler en güçlü olanlar değil, en akıllı olanlar da değil, sadece değişime ayak uydurabilenlerdir” der.

  1. Okullardaki rehberlik hizmetlerinin etkinliği, öğrencilerin kariyer hazırlığı yapma konusundaki tercihlerini etkilemekte midir? Tercihlerle ilgili okul psikolojik danışmanının rolü nedir?

Rehberlik servisinin çok farklı bir konseptte olması gerekiyor. Bundan 15 yıl önce henüz internet yokken, rehberlik servisleri anket üzerine yoğunlaşıyordu. Okullara davet üzerine gittiğimde ne yazık ki –istisnalar hariç- okullarda halen anketlerle devam eden bir süreç olduğunu görüyorum. Kariyer günleri liselere inmiş durumda, öğrenci koçluğu sistemlerinin okullarda uygulanmaya başlaması için zaman çoktan geçiyor bile. Tabii ki koçluk mesleğinin profesyonelce yapılan çalışmalar üzerinden yürütülmesi gerekiyor. Bunu uygulayabilen okullar sistemlerini çok iyi bir şekilde kurdukları için bu okulların öğrencileri okurken de mezun olduktan sonra da mutlu oluyorlar. Öğrenciler tercihlerini yetenek ve ilgileri doğrultusunda yapabiliyor.

  1. Ülkemizde kariyer olanakları ve kişilerin verimliliğini artırma açısından şirketlere ne gibi sorumluluklar düşmektedir?

 Şirketler kısmı tamamen “vakit-nakit” ilişkisiyle çalışan bir dünya. Kurumsal kimliklerini ve insan kaynakları sistemlerini oturtmuş şirketler için çalışma alanlarının yanı sıra, yaptıkları işe değer katmayı planlayan ve yenilikçi şirketler de oluyor. Bunu yapmaya başladıklarında hem yaptıkları iş kaliteli hale geliyor, hem de kendi kurumsal kimlikleri ve marka değerleri yükseliyor. Bu şirketler daha çok talep görmeye başlıyorlar. Piyasada kendilerini bu şekilde ispat eden şirketler diğer taraftan da bunun sürdürülebilir olmasını sağlamak amacıyla yeni mezunlar aramaya başlıyorlar. İşte bu noktada staj süreçleri, bu yetenekleri görebilmeleri açısından oldukça önemlidir. Şirketler, gelen gençleri kurumsal kimliklerine adapte etmeye çalışmaktansa kendi şirket kimliklerini çağımıza uydurmaları gerekmektedir. Bu uyumu yakalayabilen şirketler çalışanları ile tek bir kimlik oluşturarak mutlu bir şirket elde edebiliyorlar. Sosyal medyada gördüğümüz Google Ofisleri gibi içerisinde hamaktan, oyun alanlarına kadar imkanlar sunan işyerleri çalışanların  “Bitse de gitsek!” dediği yer değil, “Biz burada çok eğleniyoruz!” dediği bir yer haline getirmeye çalışıyorlar. Bu sisteme ayak uydurmayan ve direnen şirketler de süreç içerisinde kaybolup gidiyor. Google’nin dünyadaki 21. arama motoru olduğunu unutmamak gerek. Bir zamanların dünya devi arama motoru Altavista’nın web sitesine bugün giriş bile yapılamıyor. Kariyer de tıpkı bunun gibi. ‘Önemli olan ne kadar yükseklere çıktığınız mı, yoksa çalıştığınız yerde ne kadar sürekli olduğunuz ve ne kadar talep gördünüz mü?’ Kariyer dünyasına hazırlanan genç arkadaşların bu soruya cevap vermeleri ve süreci bu şekilde planlamaya yoğunlaşmaları gerektiğini düşünüyorum.

9 . Çocuklarda üniversite ve kariyer hazırlığı ne zaman başlamalıdır?

Çocuk çocukluğunu yaşamalıdır. Çocukların iyi birer yetişkin olabilmesi tamamen iyi bir çocukluk geçirebilmesi ile ilgilidir. Çocukların elde edecekleri deneyimler, sokakta arkadaşları ile geçireceği zaman, ileride iş yaşamında içinde bulunacağı ortamın veya kavga etmeden konuşarak çözeceği her fikir farklılıklarını, iş yaşamında ofis içi gerilimlerin bir ön çalışması niteliğinde onların kodlarına yazılacak. Ailenin rolü risk barındıran unsurlardan çocuğu uzak tutmak olmalı ancak aile rolüne kaptırıp aşırıya gitmeden çocuğu korumayı sürdürmeli. Çocuğunun ilgi ve yeteneklerini keşfeden aileler, çocuğun şartlarını zorlamadan onun önünü açmalı ki, çocuk kendi yolunu çizebilsin. “Ne yapacaksın X mesleğini yapıp?”, “Bak A teyzen, B amcan ne kadar para kazanıyor!” gibi toplumumuzda oldukça yer edinmiş cümlelerden uzak bir yaklaşımla çocuğun karşısında durarak değil, onun kararlarını destekleyici ve mutlu bir çocukluk yaşamasına destek olmak oldukça önemlidir. Zaten sonrası kendiliğinden gelecektir. Zira “hazırlık” kelimesi, elinizde ulaşmayı planladığınız bir nokta yoksa ve hedefe ulaşıp ulaşamadığınızı ölçemiyorsanız ucu açık ve sonu olmayan bir kelime. Plansızlık aileyi maddi manevi yoracak, sürekli “Acaba bu da mı olmalı?” diyerek kurstan kursa koşan aileler durumuna getirecektir. Halbuki en basitinden 1 hafta sonu aileyi birbirinden uzaklaştıran teknolojiden uzak, ailece veya paylaşımcı bir ortamda geçirilecek vakit çocuğa en büyük kazanım olacaktır.Bugün halen neden Montessori’yi kullanıyoruz? Nedenini kendisi açıklıyor: “Hayatın en önemli dönemi üniversite çalışmaları değil, doğumdan altı yaşa kadar olan süredir. Çünkü bu, bir çocuğun gelecekte olacağı yetişkini inşa ettiği dönemdir. Sadece zeka değil, insanın bütün mümkün becerileri bu dönemde oluşur. Hiçbir yaşta çocuk, zekice bir yardıma, bu dönemde olduğu kadar ihtiyaç duymaz”

  1. 21. Yüzyılda üniversite ve kariyer hazırlığı için öğrencilere, ebeveynlere, öğretmenlere ve eğitim politikası geliştirenlere önerileriniz nelerdir?

Kısa bir cevap olacak fakat yeni yüzyıl yetkinlik ve robotların yapamadığı işlere yönelme yüzyılı. Dolayısıyla kitlelerin bu alana yönelik hazırlık yapmaları gerekiyor.

  1. Son olarak eklemek istedikleriniz var mı? Söyleşi için vaktinizi ayırıp kanaatlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim.

Bana bu değerli ortamı yarattığınız için asıl ben teşekkür ederim.

Serkut KIZANLIKLI: Samsun 19 Mayıs Üniversitesi İngilizce öğretmenliği bölümünden mezun oldu. 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nda öğretmenlik görevine başladı ve daha sonra eğitimin çeşitli kademelerinde önce öğretmen ve sonra Avrupa Birliği proje uzmanı olarak yer aldı. 2011-2018 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı Türkiye Ulusal Ajansı bünyesinde uzman olarak görev yaptı. 2018’den bu yana profesyonel yaşamına özel bir şirkette bölge müdürü olarak devam ediyor. Ayrıca Ankara Üniversitesi Yetişkin Eğitimi Bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamlayan Kızanlıklı, takım, yönetici ve kariyer koçu olarak çalışmalarını sürdürüyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s